a
0(428) 212 13 27
Çağrı Merkezi
DER-KAB (Dersim Katı Atık Birliği) Projesi

Son günlerde basında, sosyal medyada ve kamuoyunda DER-KAB (Dersim Katı Atık Birliği) projesi ile ilgili sorular sorulmaktadır. Belediye meclisimizin aldığı kararla proje dair araştırma yapılması için belediye personeli, köylüler, meclis üyeleri, siyasi partiler, sivil toplum örgütlerinden ve dâhil olmak isteyen temsilcilere açık bir komisyon kurulmasına karar verilmiştir, bu komisyon projeye dair tüm detayları değerlendirecektir.

Konunun anlaşılabilmesi için kamuoyunda sorulan sorulara cevap veren açıklamamızdır:

Projede Yer Belirleme İşlemi Nasıl Yapıldı?

Bölgemizde katı atık bertaraf tesisi kurulumuna konu olabilecek tüm araziler ya orman niteliği taşımakta ya da mera arazilerinden oluşmaktadır. Bölgenin çoğu arazisinin bu şekilde orman veya mera niteliği taşıması, ormanlık alan dışında kalan arazinin çok dik ve engebeli olması, bu coğrafik yapı nedeniyle bölge yerleşimlerinin çok dağınık ve birbirinden kopuk olması gibi nedenler tesis kurulumu için alternatif saha seçeneklerini çok sınırlandırmıştır.  Bu şartlar altında katı atık bertaraf tesisi kurulumu yer seçimi çalışmaları yapılmış ve katı atık birliği için ortak bir katı atık bertaraf tesisi kurmak üzere farklı dört saha alternatifi değerlendirilmiştir. Bu süreçte bu tesis için birçok alana bakılmış olup bu alternatif sahalar içinde yer seçimi karşılaştırması İl Mahalli Çevre Kurulu’nun görüşleri doğrultusunda 4 bölge üzerinden belirlenmiş ve nihai karar verilmiştir.

  Alternatif Sahalar ise şöyle:

a) Uzuntarla Köyü Kalkundur Mevkii

b) Çiçekli Yolu Mevkii

c) Sütlüce Tüllük Köyü Yolu Mevkii

d) Kiltaşı Mevkii olarak belirlenmiştir.

Bu seçeneklerden Sütlüce Mevkii; Yüzeysel su kaynaklarına ve koruma alanlarına uzak olması, bağlantı yollarına yakın olması, sahanın çukur bir bölgede kalması, görünür olmaması, hâkim rüzgâr yönünde yerleşim yeri bulunmaması, arazi eğiminin atık depolama sahası yapımına uygun olması, saha zemininde kil tabakası gözlenmesi, çığ, heyelan riski olmaması, yerleşim bölgesine uzaklığının uygun olması, saha kapasitesinin uygun ve genişlemeye müsait olması gibi avantajlı nedenlerden ötürü diğer alternatif sahalar arasında en uygun yer olarak belirlenmiştir.

Belirlenen alanda zemin araştırmaları ve jeolojik-jeoteknik değerlendirme raporu gerçekleştirilmiştir. Saha çalışmaları kapsamında tesis yerinde temel sondaj çalışmaları yapılmıştır. Proje alanında depolama alanı içinde yapılan sondaj çalışmalarında yeraltı suyuna rastlanmamıştır. Ayrıca tesis temel derinliğinin kaya birimler üzerine oturması nedeni ile yapılacak tesis temel birimlerinde sıvılaşma, oturma, şişme riskinin bulunmadığı ve zeminin yarı-az geçirimli özelliğe sahip olduğu belirlenmiştir. Ayrıca konum olarak bakıldığı zaman, seçilen alan birlik üyesi belediyelerin yaklaşık olarak merkezinde yer almaktadır. Bu nedenle, taşıma mesafesi de ekonomik açıdan uygun bulunmuştur.

 

Halkın rızası alınmamış, ÇED süreci doğru işletilmemiş, halka proje ile ilgili bilgi verilmemiştir deniyor, bunlar doğru mu?

Ayrıca proje ile ilgili; 25.11.2014 Tarih ve 29186 Sayılı ÇED Yönetmeliği'nin 9. maddesi gereğince, ÇED sürecine halkın katılımını sağlamak, yatırım hakkında bilgilendirmek, projeye ilişkin görüş ve önerilerini almak amacıyla; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Tunceli İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü koordinasyonunda, 23.10.2018 tarih saat 14:00’de Tunceli Belediyesi Konferans Salonu’nda Halkın Katılımı Toplantısı için gerekli çalışmalar yapılmıştır. Halkın Katılımı Toplantısı ile ilgili bilgiler yerel ve ulusal düzeyde yayınlanan gazetelerde ilan edilmiştir. Ayrıca toplantı için, proje alanına yakın yerleşim yerlerindeki ilgili birimlere ilan metinleri ve proje özetleri gönderilmiş (Kaymakamlık, belediye, muhtarlık), yerleşim yerlerinde toplantılarla ilgili bilgileri içeren anonsların yapılarak halka duyurulması sağlanmıştır. Bu toplantılara katılan yöre halkı ve muhtarların olumlu görüş bildiren imzaları proje dosyasında mevcut olup dileyenler bu hususta belediyemize başvurabilir. Hazırlanan ÇED raporunda bölge köylüleri tarafından CİMER’e yapılan şikâyet başvuruları dikkate alınmış gerekli açıklamalar bu doğrultuda yapılmıştır.

2014’ten bu yana geçen 7 yıllık süreçte gerekli süreçler işletilmiş olsa da projeye dair tüm itirazları değerlendirmek varsa eksiklikler düzenlemek, projenin doğada ve halk sağlığında oluşturabileceği olumsuzlukları tespit edip gerekli adımları atmak gerektiğini düşünüyoruz. Projenin yürütücüsü olan belediye çalışanı mühendis arkadaşlarımız tarafından bilgilendirme toplantıları yapmaya devam ediyoruz. Meclis üyelerimiz, siyasi partiler, STK’lar, demokratik kitle örgütleri ve halkımız ile görüşmelerimizi sürdürüyoruz. İlimizde yaşayan çeşitli kurumlarda faaliyet gösteren TMMOB’a bağlı mühendis ve mimar arkadaşlarımızla da yaptığımız görüşmelerde bağımsız bir gözle projeyi incelemeleri olumsuz bir durum varsa bize bildirmeleri konusunda görüşüyoruz.

 

Yerel yönetim politikamızın temelinde yer alan doğanın korunmasına dönük anlayışımız gereği doğaya zarar veren bir projeyi destekleyemeyeceğimizin altını çiziyoruz. Vahşi depolama alanının yaratmış olduğu tahribat açık ve nettir. Bilimsel ve teknik olarak bu proje incelendiğinde coğrafyamıza katkısını uzun uzun verilerle detaylandırmış bulunuyoruz. Son olarak 8.03.2021 tarihinde yapılan meclis toplantımızda köylülerin bölgede tekrar inceleme yapılması talebi üzerine STK’lar, il ve ilçe belediyeleri ve bölgede yaşayan halkın içerisinde yer aldığı bir komisyon oluşturulmasına karar verilmiştir.

 

Katık Atık Tesisi Doğaya Zarar Vermiyor Mu?

Tesisin yapılacağı bölgede yaşadığından söz edilen türler büyük memeli türler olup, hareket kabiliyeti ve yer değiştirme yetenekleri diğer küçük memelilere göre daha yüksektir. Alanın etrafı çevrili olacağından hayvanların çöple teması da engellenmiş olacak. Proje sahasında 10 binden fazla ağaç kesileceği bilgisi ise doğru değil. Proje sahasında çalı tipi ağaçlar ağırlıkta olup 183,000m2 alanda tıraşlama yapılacak. Sahadaki orman emvalinin kesim işlemleri Elazığ Orman Bölge Müdürlüğü’nün uygun görüşleri doğrultusunda gerçekleşecektir.

Depolanan atıkların üzeri de yağmur sularının girişinin, koku oluşumunun ve hayvanlarla atığın temasının engellenmesi için geçirimsiz doğal malzeme (kil) ile kapatılacaktır. Aynı şekilde, sızıntı suyu toplama, kompostlama gibi diğer üniteler de geçirimsiz malzemeler ile örtülerek doğaya karışmaları engellenecektir. Depolama alanında çöp çürüdükçe oluşacak olan gazlar toplanacak elektrik üretim santraline aktarılarak enerji üretimi sağlanacaktır. Böylelikle hem düzensiz depolama tesislerinde görülebilen patlama tehlikesi ortadan kalkacak, hem de koku sorunu olmayacaktır. Projede koku oluşumuna ilişkin önlemler alınmakla birlikte, proje sahası, hâkim rüzgâr yönünde yerleşim yeri bulunmaması bakımından da avantajlıdır.

 

Proje nedeniyle 300 bin ağaç kesileceği söyleniyor bu ekolojik katliam demek değil mi?

Dünyada ve ülkemizde katı atık tesisleri ormanlık alan içinde kurulabilmektedir. Bizim kentimizde de proje alanı yukarıda açıklanan sebeplerden dolayı ormanlık alanda seçildi. Evet, projenin inşaat aşamasında yaklaşık 7.500 ağaç kesilecek. Ancak zaten mevcut durumda vahşi depolama ile yer altı sularına, yüzeysel sulara, çevreye, halk sağlığına verilen zararlar nedeniyle ağaç kesiminden daha büyük ekolojik zararlar oluşmaktadır. Bu ağaçlar ekonomik bir yatırım amacıyla değil, tüm kentin doğanın genel faydasına olacak bir proje için kesilecektir. Projenin uygulanmasında üstün kamu ve ekolojik yarar bulunmaktadır. Kentin en önemli çevre sorunlarından biri çözüme kavuşacaktır. Ayrıca 7 bölgenin vahşi depolama alanları rehabilite edilerek ağaçlandırılacak, kesilen ağaçtan fazla ağaç dikilecektir.

Ambalaj atıkları çöpün yaklaşık %25’ni oluşturmaktadır. Kent genelinde günde 50-60 ton çöp toplandığı, bunun %25’i (yaklaşık 15-20 ton ambalaj atığı) olduğu varsayılırsa, yılda 20x365= 7.300 ton ambalaj atığı geri kazanılacaktır. Ambalaj atıkların yaklaşık %10’u kâğıt-karton olduğundan 7.300x0.10= 730 ton/yıl yapmaktadır. Yani yılda kentimizde yaklaşık 730 ton kâğıt-karton geri kazanılabilmektedir. 1 ton kâğıdın geri kazanılması, 17 ağacı kesilmekten kurtarmaktadır. 730 ton kâğıdın geri kazanılması 17x730= 12.410 ağaç yapmaktadır. Geri kazanılacak cam, metal, organik vb. atıkların enerji, ekonomik ve diğer katkıları olacaktır.

 

Katı Atık Tesisi Nasıl Çalışacak?

Katı atık tesisi faaliyet göstermeye başladığında ayrıştırma işlemi evlerde başlayacak olup geri kazanılabilir ve diğer atıklar olarak ikili toplama sistemi uygulanacak. Geri kazanılabilir atıklar lisanslı firmalar ve belediye tarafından toplanacak ve lisanslı firmalara ait tesislere götürülecek, geri dönüşüm gerçekleştirilecek,  bertaraf sahasına götürülmeyecek. Katı atıkların değerlendirilebilir kısmı tesiste ayrıldıktan kalan atıklar nihai bertaraf yöntemi olarak düzenli depolanacaktır. Ayrıca, tesisin zemininin geçirimsizliği jeomembran ve jeotekstil malzemeler ile sağlanacaktır. Böylelikle sızıntı sularının doğaya karışması engellenecektir. Önceden yer altı sularına karışan sızıntı suları artık bir havuzda toplanarak arıtılacaktır. Arıtılmış sızıntı suyu Pülümür Çayı’na verilecektir.

Tüm atıkların %25’iambalaj, %50’si kom-post olacak atıklar olup, düzenli depolama alanında muhafaza edilecek atıklarsa % 25 oranındadır.

Proje için yapılacak yatırımın %85’i Avrupa Birliği tarafından karşılanacak olup, proje tüm aşamalarında Avrupa Birliği ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından denetlenecek, AB ve Türk mevzuatına tam olarak uyulması sağlanacaktır.

 

Projede yer değişikliği yapılamaz mı?

Gelinen şu aşamada yer değişikliği talebi projenin iptal edilmesi anlamına geliyor. Uygulanmakta olan İPA programının iptal olması durumunda 10 yıl boyunca hibe programlarına başvuru yapılamıyor sonraki yıllarda ise böyle bir hibe programının açılıp açılmayacağı bilinmiyor. Projenin iptal edilmesi ise tüm ilçeleriyle Dersim halkını olumsuz etkileyecek bir durum. 2021 yılının sonuna kadar tüm illerde katı atık tesisleri yapılması bir zorunluluk. Çok ciddi maliyetleri olan bu projelerin belediyelerin öz kaynaklarıyla yapılması ise mümkün değil,

Katı atık tesisi bir zorunluluk olmasaydı da ilimizin katı atık tesisi ihtiyacı su götürmez bir gerçek. 5 yıl önce günlük ortalama 20 ton atık birikirken bugün günlük ortalama 50 ton atık birikmekte. Yaz aylarında nüfusta yaşanan artış bu oranları oldukça arttırmaktadır. Bu oranlar artmasa dahi mevcut haliyle vahşi depolama alanının çevreye verdiği zarar ortada.

 

Proje iptal olursa ne olur?

Projenin iptal edilmesi, Dersim ve 7 ilçenin çöplerin vahşi olarak depolanması; çevrenin, ormanların, Munzur ve Pülümür çayının, uzun yıllar boyunca zarar görmeye devam etmesi anlamına geliyor. Finansman desteği olmadan belediyemizin ve diğer ilçe belediyelerin maliyeti yüksek böyle bir projeyi kendi öz kaynakları ile hayata geçirmesi mümkün değildir. 10 yıl sonra hibe programı açılsa dahi(açılmayacağı bilgisi var), yeniden yer seçimi yapılması, yerin tahsisi, projelendirilmesi, finansman sorunun çözülmesi, projenin uygulanması ve tesislerin işletmeye alınması 5-10 yıllık bir süreç gerektiriyor.  Yani bu da toplamda kentin 15-20 yıl boyunca katı atık bertaraf tesisi kuramaması demektir.

Son yıllarda yaz nüfusunun hızla artması, 1 milyon kişiyi geçen ziyaretçi sayısı ve bunun 15-20 yıl sonrası düşünüldüğünde, ortaya çıkacak çöp miktarının çevre ve halk sağlığı için ne kadar ciddi bir tehdit olduğu açık bir şekilde anlaşılacaktır.  Çöp kaynaklı olumsuzluklar artarak, ilerleyen yıllarda kent için tam bir ekolojik yıkım olacaktır.

 

Mevcut Çöp Depolama Sahaları Ne Durumda?

Dersim ilinde belediye atıklarının depolanacağı modern bir katı atık depolama tesisi bulunmaması büyük çevre sorunlarına yol açmaktadır. Düzensiz depolama sahalarında gelişi güzel biriktirilen atıklar çevre kirliliğine, kokuya, hijyen sorunlarına yol açarak halk sağlığına tehdit oluşturmaktadır.

Dersim ili ve ilçelerine hizmet vermesi planlanan katı atık işleme ve bertaraf tesisi ise, ilin katı atık sorununu çözecek kapasitede ve teknik yeterlilikte planlanmıştır. Tesis alanı zemininde kil tabakası bulunması, yüzeysel su kaynakları ile koruma alanlarına uzak olması ve saha sondajlarında yer altı suyuna rastlanmaması bakımından avantajlıdır. Bu vahşi depolama alanı hali hazırda ve önümüzdeki süreçte doğayı bir bütün etkilemekte, yaban hayatından derelerimize, sularımıza çok büyük zararlar vermektedir.

Çöp suları dünyadaki en kirli sular arasındadır. Çöp suları vahşi depolama sahalarından kontrolsüz bir şekilde yer altı ve yer üstü sularına karışarak insan ve diğer canlıların sağlıklarını olumsuz etkilemektedir. Kanser başta olmak üzere sayısız hastalığın artmasına neden olmaktadır. Katı atık yönetim projelerinde (Düzenli Depolama Tesislerinde) ise çöp suları kontrollü bir şekilde dayanımlı borularla havuzda toplanıyor ve ileri teknoloji arıtma tesisinde arıtılarak oluşması muhtemel kirleticiler giderilerek insan sağlığı korunması sağlanmaktadır.

Sızıntı suyu oluşumu, sızıntı suyunun toprağı ve yeraltı sularını kirletmesi, potansiyel metan patlamaları, metan gazının doğaya salımı, koku sorunu gibi sorunları yaratmaktadır. Yapılacak tesiste ise; taban yapısı geosentetikler ve kil olacak. Bu sayede sızıntı suyunun toprağa karışımı engellenecek.